Onur Programı

Süleymaniye Onur Programı 2020 Bahar Dönemi Açılış Konferansları


Süleymaniye Onur Programı 2019-2020 bahar dönemi açılış konuşmaları kapsamında İHÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk “Yeni Din Sosyolojileri” başlıklı konuşma gerçekleşti. Bu sunumda sosyolojinin bir alt dalı olan “Din Sosyolojisi” disiplininin tarihi serencamından bahsedilmiş ve özellikle 1960 sonrası doğan yeni yaklaşımların klasik din sosyolojisine
yönelttiği eleştiriler değerlendirilmiştir.

Konferansta Prof. Recep Şentürk’ün “Yeni Din Sosyolojileri Batıda 1960 Sonrası Arayışlar” kitabı merkeze alınarak Batı bilim dünyasının din olgusu etrafında şekillenen fikri yolculuğu konuşuldu. Prof. Dr. Şentürk konuşmasına bu yolculuğun temelini oluşturan “Din nedir?” sorusunu seminere katılan öğrencilere sorarak başladı. Öğrencilerden gelen cevapların tartışılmasının ardından bu ve benzeri sorulara Durkheim ve Comte gibi Batılı sosyologların verdikleri cevaplar Recep Şentürk tarafından açıklandı. Durkheim’a göre din toplum için önemli faydalar barındıran sosyal kurum iken Comte’a göre gün geçtikçe gelişen bilime boyun eğecek olan ilkel bir olguydu. Comte’un bu düşüncesi ilerlemeci/evrimci bir fikri altyapı barındırıyordu. Bu yüzden insanlığın yaşam serüvenini mitolojik, teolojik, felsefik ve empirik olarak nitelediği dört farklı dönem şeklinde ele alıyor ve dinin son dönemin başlamasıyla birlikte yok olacağını savunuyordu.

Bu dönemde din ve bilimin birlikte var olamayacağı ve bu varlık mücadelesini kazanan tarafın bilim olacağı Batılı sosyologlar arasında genel bir kanıydı. Ancak 1960’lara gelindiğinde dinin insanlık üzerindeki etkisini koruyor olması bu genel-geçer kanının sorgulanmasına neden oldu. Bilim Comte ve Durkheim gibi bu düşüncenin temellerini atan sosyologların yaşadığı dönemde olduğundan çok daha ileri bir düzeye erişmişti fakat bu durum dinin yok olmasına neden olmamıştı. Bu noktada iki farklı görüş ortaya atıldı. Bunlardan ilki dinin bilimdeki gelişmelerin etkisi ile bir dönem yok olduğunu ancak aradan belli bir süre geçtikten sonra tekrar ortaya çıktığını savunuyordu. İkinci görüş ise dinin yok olduğunu savunan düşünceye itiraz ederek dinin hiç ortadan kalkmadığını sadece pozitivist önyargılar sebebiyle görmezden gelindiğini iddia ediyorlardı. Bu iki farklı düşünce din ve bilimin çatışmadan birlikte var olabilecekleri fikrinde ise birleşiyorlardı.

Günümüzde tüm bu tartışmaların sonucu olarak sosyolojinin dine bakışı yeniden şekillendi. Her ne kadar din için ortak bir tanım bulunamasa da onun nasıl ele alınacağı ve bilim ile olan ilişkisi konusunda ortak bir payda oluşturulabildi. Buna göre sosyoloji için dinin kaynağı değil onun topluma olan etkileri ve işlevi önem arz eder hale geldi. Farklı sorulara ve farklı işlevlere sahip olan din ve bilimin birlikte var olabilecekleri genel bir kabul haline geldi. Konferans, Recep Şentürk’ün Batının din sosyolojisi alanındaki arayışını bu şekilde özetlemesiyle son buldu.

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur