Onur Programı

Onur Buluşmaları – Dr. Hakkı ÖcalPosted by On 6 Kasım 2017


Onur Buluşmalarının ikinci programında İbn Haldun Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Hakkı Öcal ile bir araya geldik. 15 Kasım 2017 Çarşamba günü üniversitemiz Başakşehir yerleşkesinde gerçekleştirilen buluşmada Hakkı Hocamızın şahsî ve meslekî hayatına dair birbirinden kıymetli tecrübelerini dinledik.

SATIR ARALARINDA SAKLI BİR HAYAT

Bir kişi hakkında bilgi sahibi olmak istendiğinde, hele bu kişi tanınmış biri ise, ilk olarak uçsuz bucaksız sanal bir derya olan internette onun ismi taranır. Öncelikle görsellere bakılır ki o kişiyi zihnen canlandırmak mümkün olsun, sonrasında ise kendisiyle ilgili haberler okunur, varsa hayat hikâyesi, öz geçmişi, CV’si.

Öz geçmiş için kullanılır CV (curriculum vitae) ifadesi ve yıl yıl sıralanır çıkılan kariyer basamakları, elde edilen ödüller, yapılan yayınlar. Ancak gözden kaçırılan bir husus var; bir cümlede özetlenen başarılar değildir insanın öz geçmişi, aksine o satırların arasında saklı olan zorluklar veya güzelliklerdir kişiyi bugüne getiren. Bu noktayı anlatarak başladı Hakkı Öcal hocamız konuşmasına ve beş sayfalık öz geçmişini eline alarak anlatmaya başladı: “Liseyi Ankara ve Yozgat’ta okudu”. Bunu okuyan nereden bilebilir ki Hocamızın Ankara Kolejinde yatılı okurken bir gün arkadaş kurbanı olduğunu, okulu yakmaya teşebbüs gerekçesiyle yatılılık bursunun kesildiğini ve maddi sıkıntılar yüzünden Yozgat’ta eğitimine devam etmek zorunda kaldığını? Evet, Hakkı hoca liseye Ankara’da başlayıp Yozgat’ta tamamladı.

‘Olup biten her şeyde bir hikmet var’, diye devam etti sözlerine Hakkı Öcal. Başkent’te okuyamadı belki ama Yozgat Lisesinde öğrendiği İngilizce ile üniversitenin İngilizce muafiyet sınavını başarıyla geçti. Bu defa dekanın yeni bir talimatı ile İngilizceden muaf olanların başka bir dil öğrenmeleri zorunlu tutuldu. Nasıl olsa açılmaz düşüncesi ve o dönemin siyasi gündeminde olması sebebiyle Hakkı hocamız Rusçayı tercih etti. İlber Ortaylı’nın annesi Şefika Hanım’dan Rusça dersleri ve sonrasında bu dil ile ilgilenmediği için onu unuttu belki, ancak Kiril alfabesi hocamızın zihnine kazınmıştı ve ilerleyen zamanlarda hiç ummadığı bir anda tekrar karşısına çıkacak, Yaşar Kemal için Rus alfabesi ile yazılmış Azeri Köroğlu hikâyelerini transkript edecekti. Zorla öğrendiği bu dil Hakkı Öcal’ı ‘aranan adam’ yapmıştı.

“1969 yılında Hürriyet Gazetesinde gazeteciliğe başladı.” Kolayca okunan bu özet cümle aslında büyük bir azmin sonucu gerçekleşti. Henüz mezun olmadan Hürriyet gazetesine başvurdu ancak askerliğini yapmadığı için işe alınmayınca, Hakkı Bey bu sefer Hürriyet gazetesinin beraber çalıştığı Ekonomik Basın Ajansında çalışmaya başladı. Bu pozisyon onun için çok önemliydi, zira bu sayede her gün kendisini Hürriyet gazetesinde işe almayan kişiyle karşılaşıyor, tabiri caizse ona rağmen hedefine ulaştığını gösteriyordu. Öğrencilere de sıkı sıkı şunu tembihledi: “Bir kapı yüzünüze kapanınca hemen pes etmeyin, o kapıyı zorlayın.” Hocamızın bu sözünün arkasında aslında çok derin bir mesaj vardı: Ne istediğini bilen, hedefine doğru koşarken ayağı takılsa da kalkıp yoluna devam eden, tuttuğunu koparan bir gençlik kuşkusuz menzile ulaşacak, geleceğin inşasında söz sahibi olacak ve büyük rol alacaktır. Zira ilk fırtınada devrilen değil, köklerini toprağa salıp güçlenen ağaç yeşillenip meyve verecektir.

Akademiyi bırakmadan gazeteciliğe devam etmek kuşkusuz kolay olmadı Hakkı Hoca için. Çalıştığı yer ile fakülte arasındaki mesafe göz önünde bulundurulursa, kırk dakikalık bir ders için gidiş ve dönüş toplam bir buçuk saat yol kat etmek, herkesin sabredebileceği bir durum değildi. Ancak Hakkı Öcal buna sabretti ve akademiyi bildiği kadar medya dünyasının bizzat içinde de yer alan, ‘hem alaylı hem de okullu’ bir şahsiyet oldu.

Birçok önemli hayat tecrübesini vurguladığı konuşmasında, öğrencilere aktardığı bir diğer huşu ise şu oldu: Başarılı olmak hatasız olmak anlamına gelmemekte. “İyi bir Word programı ile mükemmel bir düzende yazılmış özgeçmişte üstü örtülen hatalar da gizlidir”. Ve bunu CV’nin arkasında kalan ‘gerçek insana’ bakıldığında görmek mümkün. Zira kâğıt üzerindeki öz geçmiş, hocamızın tabiri ile “işlenmiş bir kumaşın güzel görünen kısmıdır, fakat o kumaşın saklanan arka tarafı karmaşık iplerle ve ilmeklerle doludur. ‘Seamy side’ derler Amerikalılar bu kısma.”

İnsanların başarıları veya başarısızlıkları ile değerlendirildiği bir dönemde yaşıyoruz. Hâlbuki asıl başarı sonuçta değil süreçte gizlidir. Kimileri bu süreci yönetirken kimileri yönetemez; kimileri anılarını bunun üzerinden paylaşabilirken, kimileri paylaşamaz. Hakkı hocamıza hayat serüvenini engin yüreklilikle bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyor, sağlıklı, huzurlu, sevdikleriyle beraber bereketli bir ömür diliyoruz.

 

 

EtkinliklerHaber ve DuyurularKonferanslarOnur Buluşmaları

Comments are disabled.