Onur Programı

İslami İlimler Fakültesinde Eğitim Gören Bir Öğrenci Neden Klasik İlimleri Öğrenmelidir?

Arş. Gör. Abdüssamet Sarıkaya – İslami İlimler Fakültesi

   Kur’ân-ı Kerîm Islam ilim geleneğinin üzerine kurulduğu ilk kaynak olmakla birlikte Islam’ın tek kaynağı değildir. Islam tarihinin ilk dönemlerinde ortaya çıkan çok sayıda yeni problemin çözüme kavuşturulabilmesi için Kur’an gibi kaynak niteliğinde sınırlı sayıdaki metinlerin sorunlara hangi yönleriyle temas ettiğinin incelenmesi ve işlenmesi gerekmekteydi. Kur’an-ı Kerim, sünnet ve sahabe sözleri birer kaynak olarak rivayet formunda daha sonraki nesillere aktarılmış olmasına rağmen bu kaynaklar oldukça parçalı ve yeni problemlere cevap sunacak kadar sistematik olmadığı için bu kaynakları işlemek amacıyla farklı ilmî disiplinler teşekkül etti. Bu disiplinler bir görev bölüşümü ve çalıştıkları alanlara uygun yöntemlerle Islamî ilimler geleneği içindeki yerlerini aldılar. Kelam, Fıkıh, Tasavvuf, Hadis ve Tefsir olarak sıralanabilen bu disiplinler her dönemin kendi ihtiyacına binaen gelişim gösterdiler ve kendilerine bırakılan alanlarda çalışmalarını sürdürdüler. Islam ilim geleneğinin teşekkülünü bu şekilde özetlemeye çalışmamızın nedeni, klasik Islâmî ilimlerin teşekkül sürecinin ve dönemlere göre nasıl bir seyir izlediğinin iyi bilinmesinin günümüz problemlerinin çözümüne dair bir örnek olması sebebiyledir. Bu yüzdendir ki Ibn Haldun, geçmişlerin geleceğe suyun suya benzediğinden daha çok benzediğini ifade eder. 

    İlim birikerek gelen diğer bir deyişle geçmişten beslenerek ilerleyen bir olgudur. Hem ilimlerin tarih içerisindeki gelişim süreçlerini hem de disiplinler arası ilişkileri zihninde doğru şekillendirmeyen bir akademisyenin kendi düşüncelerini modern dönemdeki sosyal hayata aktarmakta zorluk çekmesi kaçınılmazdır. Nitekim klasik dönemde eser kaleme alan bir âlimin, diğer Islamî ilimler sahalarına hâkim olmakla birlikte kendisinden önceki ilmî geleneğe hatta Islâm öncesi fikrî birikime hâkim olduğu unutulmamalıdır. 

    Netice itibariyle bilinmelidir ki klasik ilimler, Islami Ilimler Fakültesinin bir alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Bu sebeple Islami Ilimler okuyan hiçbir öğrencinin mirası üzerinde eğitim gördüğü ilmî gelenekten bağımsız fikir üretemeyeceği açıktır. Akademik çalışma süresince muhatap olunan kaynakların -fıkıhtan kelama, tasavvuftan dinler tarihine- hemen hemen tamamı klasik dönemde kaleme alınmış eserlerden müteşekkildir. Bu eserleri okuyup anlamak, dönemi içerisinde konumlandırmak ve modern dönemde Islam dünyasının farklı alanlardaki problemlerini çözüme kavuşturmak suretiyle istifadeye sunmak için sistematik bir şekilde klasik ilimlerin okunması kaçınılmazdır. Bu nedenle her öğrenci metinlerin dili itibariyle Klasik Arapçayı; bilginin kesinlik değeri, kavramlar ve önermeler itibariyle Mantık ilmini; muhteva yönüyle de Islami Ilimlere dair temel metinleri tanımış ayrıca her alana dair en az birkaç eser okumuş olmalıdır. Bu sebeple Islami Ilimler Fakültesi başta olmak üzere diğer fakültelerde okuyan tüm öğrencilerin bu köklü gelenekten beslenmeleri için Süleymaniye programına katılımları önem arz etmektedir. 

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur