Gezilim “Fetih ve Fatih – Konstantinopolis’ten Dersaadet’e” Konseptiyle Gerçekleşti


Gezi ve ilmi bir arada öğrencilere sunmak amacıyla başlatılan Gezilim etkinliğinde bu ay “Fetih ve Fatih” konusu işlendi. 16/17 Mart tarihlerinde, iki grup halinde gerçekleştirilen gezide Haktan Tursun rehberliğinde Rumeli Hisarı, Ayasofya Camii, İstanbul Surları ve Fatih Külliyesi ziyaret edildi. 

Rumeli Hisarıyla başlanan gezide, Rumeli Hisarıyla ilgili önemli bilgiler verildi. İstanbul’un fethinde önemli yere sahip olan ve simge haline gelmiş bir kaç yerden biri olan Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce kuzeyden gelebilecek saldırıları engellemek amacıyla 1452 yılında yapılmıştır. 4 buçuk ay gibi kısa bir sürede tamamlanan yapının çalışmalarına bizzat Fatih Sultan Mehmet katılmıştır. İstanbul’un fethinde önemli bir yere sahip olan Hisar, şimdilerde kültürel faaliyetlerin yapıldığı bir alan haline gelmiştir. 

Rumeli Hisarından sonra Ayasofya Camii ziyaret edildi. İstanbul’un fethinin en önemli simgelerinden olan Ayasofya 537 yılında inşa edilmiştir. İstanbul’un fethine kadar 916 yıl boyunca dünyanın en büyük kilisesi olan Ayasofya, İstanbul’un fetih simgesi olarak camiye dönüştürülmüş ve tam 478 yıl şehrin en önemli camisi olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra ise müzeye çevrilen Ayasofya önemini hala korumaktadır.

Gezinin üçüncü durağı ise İstanbul Surları oldu. İstanbul’un uzun ömürlü olmasını sağlayan en önemli unsur sahip olduğu bu surlar olmuştur. Surların ihtişamı ve en önemlisi direnci İstanbul’u ortaçağ döneminde en önemli şehirlerden biri haline getirmiştir. Bir çok şehir istilalar sebebiyle önemini yitirirken, surlar sayesindeki savunma İstanbul’un zamana meydan okumasını sağlamıştır. İstanbul’un geçmişinin en önemli unsurlarından olan surlar, yıllar boyunca yenilenmiş, tadilat görmüş ve farklı eklemelerle genişletilmiştir. 2700 yıl önce Yunanlı kolonistler tarafından inşa edilmeye başlanan surların anıtsal ve sosyal değeri hemen hemen her devirde bir çok edebi eserde ön plana çıkmıştır. İlk yapıldığı zamanda kentin sınırını çizen surlar zamanla genişlemiştir. UNESCO tarafından “Dünya Mimari Mirası” listesine alınan surlar ilk inşa edildiği yıllarda, evleri, insanları, bostanları, sarnıçları, seyyahları ve hayvanlarıyla var olmuştu ve bugün de varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Gezinin son durağı ise Fatih Külliyesi oldu. Fatih külliyesi ziyaret edilmeden önce ise Fatih Sultan Mehmet’in türbesi, Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ve Osmanlı Alimi Ali Emiri Efendinin kabirleri ziyaret edildi. Fetihten hemen sonra Ortodoks patrikliğine tahsis edilmiş ve çok harap halde bulunan On İki Havari kilisesinde barınamayan patriğin 1455 yılında başka bir yere taşınmak istemesi üzerine, Fâtih Sultan Mehmet ona diğer bir kiliseyi bağışlayarak buranın yerini kendi adına yaptıracağı külliyeye tahsis etmiştir. Fethin önemli simgelerinden biri olan Fatih Külliyesi bina edildiği yeri bakımından öneme sahiptir. Bizans tarafından büyük önem verilen On İki Havari kilisesinin üzerine inşa edilmesinden dolayı fethin ayrı bir simgesi olmuştur.

Gezi, Fatih Külliyesi ve çevresinin ziyareti sonrası sonlandı.