GEZİLİM

Gezilim Nedir ?

“Çok okuyan mı bilir, yoksa çok gezen mi?”

Gezilim; bu soruya “Çok okuyan, çok dinleyen, çok gören, çok gezen, hâsılı derinlikli bir keşif merakı ve heyecanı taşıyan bilir” cevabını veren, geziyi ve ilmi bir arada sunan konseptin adıdır.

Gezilim Neden Gerekli?

Onur Programı İbn Haldun Üniversitesi öğrencilerinin, yaşadıkları şehir olan İstanbul’u tanımaları; bu şehrin tarihine, kültürüne ve değerlerine vâkıf olmalarını önemsemektedir.

İstanbul’u gezmek için pek çok imkân olduğu bir gerçektir. Gezilim’i diğer gezilerden farklı kılan; öğrencilerin gezdikleri yeri yalnızca görmeleri değil, belli bir fikrî altyapı ve donanım ile “keşfetmeleri”dir.

İbn Haldun Üniversitesi Onur Programı’nın düzenlediği “Gezilim etkinlikleri”nin her biri belli bir tema özelinde gerçekleştirilecektir. Katılımcılardan kimi zaman bir kitap okumaları, kimi zaman geziyle ilgili bir sunum/konferans dinlemeleri ya da bir film/belgesel seyretmeleri istenecektir.

Özelde İstanbul için gerçekleştirilecek Gezilim etkinlikleri, farklı şehirlere de düzenlenecektir.

Gezilim Etkinliklerinin Kazanımları Nelerdir?

Gezilim etkinliklerine katılan öğrencilerin,

  • Yaşadıkları şehre dair heyecan ve meraklarının artması,
  • Gördükleri mekânlara daha şuurlu ve duyarlı yaklaşmaları,
  • Gezdikleri yer hakkında ilmî derinliğe sahip olmaları,
  • Geziler tematik olarak yapılacağı için katılımcıların daha bütüncül bir bakış kazanmaları,
  • Yaptıkları/katıldıkları ön çalışma sayesinde bilgilerinin daha kalıcı olması
  • Küçük gruplar halinde yapılacak bu etkinliklerde, dinledikleri uzmanla birebir irtibat kurma imkânı bulmaları hedeflenmektedir.

2018-2019 Gezilim Balat Öğrenci Yorumları

Yeni bir İbn Haldun Üniversitesi öğrencisi olarak bu hafta Gezilim Etkinliği ile tanışma şansı yakaladım. Bu gezide İstanbullu Gayrimüslimler konu başlığı altında Balat’ı ve birçok kutsal mekanı gezme fırsatımız oldu. Program boyunca Haktan hocamızın rehberliğiyle gezdiğimiz mekanlara anlam kattık. Yeri geldi birbirimize hikayeler, fıkralar anlatarak düşüncelerimizi paylaştık. Bu fırsatı bize sunan Onur Programı’na, üniversitemize ve rehberlik eden Haktan hocamıza teşekkürü bir borç bilirim.

Bilal Utku KARAKOÇ

İbn Haldun Üniversitesi - İşletme Bölümü Öğrencisi

Haliç’e nazır Balat sahil yolunu daha önce çok kez gezdim ama bu seferki farklıydı. İşi ehlinin yapması kadar güzel bir şey yoktur derler ya hani. Ehil kişi yapıyorsa oturup izlersin o işi, tabi o iş rehberlikse takılacaksın rehberinin peşine. Bizimkisi de öyle bir hikayeydi. Mekan Balat, vakit sabah ve anlatıcı Haktan Hoca. Kariye müzesindeki mozaiklerin hikayesiyle başladı gün. Kubbelere bezenmiş her mozaikte ayrı bir hikaye ayrı bir sanat vardı. Tabi mozaikler tavandan taraf olunca boyunlarımız bir hayli yoruldu ama yorulunca da tadı bi ayrı oldu. Kariyeden sonra attığımız her adımda farklı bir tarih eser karşıladı bizi. Tarihten türlü türlü kültürler ve hikayeleri. Surların içersindeki kuş evi yapan dükkandan sonra gelen güvercin pazarı. Tekfur sarayının peşi sıra zindanlar ve zamanla kaybolmuş zindanların üstüne yapılan bir Sinan Camii. Gayrimüslim taraflara girdikçe bizi karşılayan sinagoglar, azınlık okulları, Ayazma Rum kilisesi, ayazmalı Ermeni Kilisesi, Ahrida Sinagogu derken öğlen etmiştik çoktan zamanı. İçimizdeki kasveti dağıtan öğlen ezanı ile Hacı İsa Camii’nde kıldığımız öğle namazının ardından bizi Gezi-İlim’in baba mekanları bekliyordu. Mezatlara dolup taşan sokaklardan biraz daha aşağı inince bizleri otantik kafe mezarlığı karşıladı. Otantik kafelerin arasından sıyrılıp sonraki durağımız olan Bulgar Ortodoks kilisesine geçtik. Tamamen demirden inşa edilen dünyadaki demirden inşa edilen tek kiliseymiş. Fotoğrafçıların akın ettiği bir dize sokağı da aştıktan sonra en son durağımıza varmıştık. Eşitleri arasında birinci sayılan 2.2 milyon Ordodoks’un yönetildiği Fener Rum Patrikhanesi. Bol yürümeli, yorucu bir günün ardından sık sık yanından geçtiğimiz Balat bizim için farklı bir yerdi artık. Hikayelerle ve en önemlisi bir gün dolusu anıyla hatırda kalacak bir yerdi artık bizim için.

Ubeydullah ERDOĞAN

İbn Haldun Üniversitesi - Medya İletişim Bölümü Öğrencisi

Balat gezimiz gerçekten bir harikaydı. Kariye müzesine varıp servisten indiğimizde bizleri karşılayan Talha Abi’nin o tatlı güleryüzü çoktan içimizi ısıtmıştı bile. Kendisinin tam manasıyla bir profesyonel olduğunu gezi esnasında öğreneceğimiz Haktan hocamız ise elimize bir kulaklık tutuştururken gezinin gerçekten kaliteli olacağını ufak ufak belli ediyordu. Kariye müzesine girdiğimiz andan itibaren bizi anlattıklarıyla adeta tarih yolculuğuna çıkaran Haktan Hocamız bizleri etkisi altına alıyordu.Kariye müzesinden çıkıp Balat sokaklarında ilerlerken Haktan Hocamızdan İstanbul’da yaşayan gayrimüslimlerin acıklı hikayelerini dinliyorduk. Bu acıklı hikayeleri dinlerken bir yandan da Sezer Abimizin hayat tecrübelerini kaçırmamaya çalışıyorduk.Ayaklarımıza acıyarak dinlenmek için geçtiğimiz Avcıbey Cami’de huzurlu bir 15 dakikanın ardından gezimize tekrar devam ettik.Eski İstanbul’un cumbalı evleri, Haktan hocamızın engin bilgisi ve Sezer abimizin bize ufuk açan öğütleri ile her saniyesi dopdolu geçen bu gezinin sonlarına doğru yaklaştıkça buruk bir sevinç içimizi kuşatıyordu. Bitmesin istiyorduk. Böylece günler boyu gezelim istiyorduk ama maalesef. Aynı bu yazı gibi gezimizin de sonu gelmişti. Emeği geçenlere çok çok teşekkür ediyor. Bizden sonrakilerde bu tecrübeyi tatsınlar diye görevlilere hayırlı,uzun ömürler diliyorum.

Muhammed Salih YILDIZ

İbn Haldun Üniversitesi - İslami İlimler Bölümü Öğrencisi

Balat... İstanbul'u İstanbul Yapan Aynı zamanda İstanbul'u Bu Günkü İstanbul'dan Ayıran Kendine Has Tarihi Dokusuyla Derin Kültürleri Barındıran, Biz Kıymet Bilmez varlıkların Elinden Kayıp Gitmesine Ramak Kalan Yüzlerce Hazineden Sadece Bir Tanesi Ama En Farklısı. Balat Gibi Yerlere Gitmek Yeni Değerler Keşfetme Hazzı Veriyor insana, O büyük Gökdelenleri Dikildiği Metropol den Uzkalaşıp Eski Deri Kaplama Bir Kitabı İnceliyor Hissi Veriyor. Mesela Balat'ta Aşağı Mahalleye indiğiniz Bir Merdivenin Altında Yüzlerce Yıllık Soyluların Hapsedildiği Çeşitli İşkenceler Gördüğü Bir Yeraltı Hapishanesiyle Karşılaşabilirsiniz, Üstüne Oturduğunuz Bir Taş Yenüzlerce Yıl Önce Bir Kralın Başının Kesildiği Bir Devrimci Olabilir, Önünden Geçtiğiniz Bir Ev, İç İsyan Çıkarmakla Görevli Olan Bir Ajana Ait olabilir, Bir Kilisenin Yıllardır Kapalı Olan Kapısı, Uzun Zamandır Unutulmayan Bir Davanın Anahtarı Olabilir. Velhasıl Kelam, Hayal gücümünüz Erişemeyeceği Sınırlara Ulaşan Tarihi,Stratejik,Kültürel Bir Zenginliğe Sahip, İnsanoğlunun Nankörlugune Rağmen Bu güne kadar kendini Muhafaza Etmiş Beton Yapıların Arasında Yaşam Mücadelesi Veren Tarihi Sinagogların Ve Okulların Otopark Ve Depo Olarak Kullanıldığı Müteahhitlerden Ve İş adamlarından Kendini Saklamağa Çalışan Ama Tek Başına Mücedele Gücü Giderek Azalan Eşi Bulunmaz Bir Mekan, BALAT...Keşfettikçe Seviyorum Sevdikçe Keşfediyorum İstanbul...

Nisanur BAKAN

İbn Haldun Üniversitesi - Sosyoloji Bölümü Öğrencisi

Bu gezimizde, Dini bir grubun temelinden başladık. Nasıl ki insanı doğup büyüdüğü çevre ve inançları şekillendiriyorsa bizde daha iyi anlayabilmek için en temeline indik. Milattan başladık Hz. İsa'yı öğrendik onun hakkında rivayetlere şahit olduk, bir dinin çekirdeğini gördük. Tek bununla kalmayıp o zamanda insanların din uğruna verdikleri emeği gördük. Harikulade bir sanatla ve alın teriyle uzun zaman uğraşlar sonucu meydana getirilen mozaikleri gördük Kariye Müzesi'nde. Zamanda sabit kalma çabalarını fark ettik. İnsanlar bir şeye inanmışsa onun uğruna yapması gereken sorumlulukları vardır. Kutsal olan kutsalca olmalı ve en yüksek kalitede olmalı buna inanmışlar ve ibadethanelerini inandıkları gibi yapmışlar. Bunların farkına vardık kilise ve ayazmalarında. Bir dinin içindeki ufak tefek ayrışmalarını, dini bir olgunun bile yaşadığı coğrafya gereği değişebileceğini gördük. Bir bakmışsın koskoca Osmanlı'nın izlerini bir Ermeni Kilisesi'nde görmüşsün. Ermeniler ister miydi  içimizde bir Osmanlı motifi barındıralım? Bilemeyiz... Ama düşündük ki dini yaşayan insanlar olduğundan doğası gereği birbirlerinden etkileniyor ve fikirleri yaşamına ordan da kuşaktan kuşağa yansıyor. Ve bizlere de bunları sonradan görmek düşüyor. Balat'ta gezerken sağ tarafta cami sol tarafta kilise bakıyorsun bunlar karşılıklı. Fark ediyoruz ki insanlar arasında hoşgörü, saygı, sevgi vardı. İnsana insan olarak bakıyor yadırgamıyordu. Böyle olunca da haliyle insanlar komşuluklarını sürdürüp gidiyordu. Komşuluk ne sıcak kelime, hakkını veriyorlarmış eskiler onca zaman kavgasız gürültüsüz hoş sohbetler eşliğinde camdan cama gidip gelen muhabbet dolu sesler, cumbalı evler... Ne güzellikler varmış tarihte. Anemas Zindanlarının, Kin Kapı'sının hikayelerini dinledik bu yapılar ne çok şeye şahit olduklarını sezdik. Bunları bize bir bir anlatan Haktan Tursun hocamızın ağzına sağlık dedik. Bu etkinlikte bize eşlik eden Hatice ve Fatma hocamıza ve emeği geçen herkese teşekkürlerimizi ilettik. Son olarak "Geçen zaman, zamanda saklıymış" bunu fark ettik. Geride kalan zamanı öğrenebilmek için zamandan feragat etmek geçmişe ve tarihe zaman ayırmak gerektiğini öğrendik.

Sevde AKDERE

İbn Haldun Üniversitesi - İslami İlimler Bölümü Öğrencisi