Onur Programı Sertifika Töreni Düzenlendi


2018-2019 Akademik Yılındaki atölyelere katılım sağlayarak başarılı olan öğrencilere sertifikalarını vermek üzere 30 Nisan 2019 tarihinde Onur Programı Sertifika Töreni düzenlendi.

Sertifika Töreni İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Erdal’ın konuşmasıyla başladı. Erdal konuşmasında Onur Programının öğrenciler için yararlarından bahsetti ve kendi Üniversite yıllarına değindi. Fuat Erdal’ın konuşmasından sonra ise Onur Programı Koordinatörü Abdullah Enes Tüzgen 2018-2019 akademik yılında Onur Programı tarafından yapılan faaliyetlere dair bir sunum gerçekleştirdi.

Tüzgen’in gerçekleştirdiği sunumun ardından ise atölyeleri başarıyla bitiren öğrencilere atölye danışmanları tarafından sertifikaları takdim edildi.

2018-2019 Yılında Gerçekleştirilmiş Olan Onur Programı Atölyeleri

Güz Dönemi Atölyeleri

1. Özgün Yazarlık

2.Tartışmalı Meseleler Farklı Yaklaşımlar

3.Muslim World in Western Media

4.Farkındalık ve İletişim Psikolojisi

5.Sinemada İnsan Temsilleri

6.Yaşam Becerileri

7.Kutlu Okumaları

Bahar Dönemi Atölyeleri

1.Dijital Toplumda İnsan

2.Geçmişten Günümüze İslami İlimler

3.Islamic Intellectual Tradition

4.Hayatın İçinden Hukuk

5.Dijital Toplumda İnsan

6.Klasik Arapça Seminerleri

7.Şiir ve Tasavvuf

Atölye katılımcılarına sertifikalarının verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekildi ve program sona erdi.

Razaman Ayı ve Oruç Üzerine Konuşuldu


Hicri ayları ihya serisinde bu ay 24 Nisan 2019 tarihinde “Ramazan Ayı ve Oruç” başlıklı bir program gerçekleştirildi.

Program İHÜ SKS Daire Başkanı Dr. Selman Dilek’in sunumuyla başladı. Söyleşi ve musiki icrasından oluşan programda İHÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Aybakan Ramazan Ayı ve Oruç ile ilgili zihinlerde oluşan: Ramazan ayının önemi, bu aydaki önemli günler, Osmanlı’da Ramazan, Orucun önemi gibi soruları yanıtladı. Programda on kişilik bir musiki heyeti Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Öncel önderliğinde, programın başlarında Ramazan ayı ile ilgili ilahileri seslendirdiler. Devamında ise Türk-İslam geleneğinde Ramazan Ayı, Kadir Gecesi ve Oruç ile ilgili bestelenmiş çeşitli makamlardaki ilahileri dinleyicilerle buluşturdular.

Üç Aylar ve Kandiller programı halkın katılımına açık olarak İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir kampüsünde gerçekleştirildi. Programa üniversitemizin öğrencileri ve personeli tarafından yoğun ilgi vardı. Katılımcıların programın akışındaki ilahileri takip edip koroya eşlik edebilmeleri için katılımcılara güftelerden oluşan bir broşür takdim edildi. Program Bilal Aybakan, Selman Dilek ve Musiki Heyetine Onur Programı Koordinatörü Abdullah Enes Tüzgen tarafından hediye takdim edilmesiyle sona erdi.

Gezilim “Osmanlı Üsküdar’ında Bir Gün” Konseptiyle Gerçekleşti


Gezi ve ilmi bir arada öğrencilere sunmak amacıyla başlatılan Gezilim etkinliğinde bu ay “Osmanlı Üsküdar’ında Bir Gün” konusu işlendi. 20/21 Nisan tarihlerinde, iki grup halinde gerçekleştirilen gezide Ömer Faruk Deliktaş rehberliğinde Çamlıca Tepesi, Atik Valide Külliyesi, Üsküdar Mevlevihane’si, Valide-i Cedid Camii, Mihrimah Sultan Camii ve Özbekler Tekkesi ziyaret edildi. 

Gezideki ilk durak olan Çamlıca Tepesinde İstanbul’a panaromik olarak bakma fırsatı bulan öğrencilerimize rehberimiz İstanbul’un önemli noktaları hakkında burada genel bilgiler verdi.

Gezimizin bir sonraki durağı Atik Valide Külliyesi oldu. İstanbul’un Asya’ya açılan kapısı konumundaki Üsküdar’da kurulan Nurbanu Valide-i Atik Külliyesi, Anadolu yakasındaki en büyük külliye olma özelliği taşır. Bu külliye başta Üsküdar olmak üzere faaliyette bulunduğu bölgeye gerek mimarisi, gerekse iş ve ticaret hacmi ile önemli katkılar sağlamıştır. Nurbanu Sultan Vakfı, imar faaliyetleri ve mahalle açısından kurucu nitelik taşımış, yerleşim ve istihdam açısından çekici bir fonksiyon eda etmiştir. Öğrencilerimiz gezi sırasında Külliyeyi gezmekle beraber İlimler ve Sanatlar Merkezinde(İSM) hem külliyeyle alakalı hem de İSM eğitim programlarıyla alakalı bilgiler aldılar.

Atik Valide Külliyesinden hemen sonra ise Üsküdar Mevlevihane’si ziyaret edildi. Çelebilik makamı tarafından zaviye olarak tanınan bu mekân, İstanbul’da açılan son Mevlevihane’dir. Uzun yıllar Mevlevî tarikatının bir müessesi olarak faaliyette bulunan Üsküdar Mevlevihane’sinin binaları halen ayakta ve bugün Klasik Türk Sanatları Vakfı tarafından Çeşitli sanatların icrası için kullanılmaktadır. 

Gezinin devamında Valide-i Cedid Camii ve Mihrimah Sultan Camii ziyaret edilerek tarihi özellikleri ve önemleri hakkında bilgi alındı. Gezinin son durağı ise Özbekler Tekkesi oldu. Osmanlı döneminde Orta Asya’dan Hac yolculuğuna çıkan Müslüman Türkler’de adet üzere, Mekke’den önce İstanbul’a uğranılırdı. Özbekler tekkesi ise bu sürede Hacıların kaldıkları 3 tekkeden biridir. İlk postnişin Nakşibendi şeyhlerinden Buharalı Seyid Hacı Abdullah Efendi, son şeyhi ise Necmettin Efendi’dir. Tekke, kendine özgü sözü, sohbeti ve meclisleriyle şehrin her sınıfı insanını dergaha çeker ve devletin himayesini de görürdü. Tekke son halini ise 1844’te Sultan Abdülmecid devrindeki tamirat ile almıştır. Tekkenin ayrıca Kurtuluş Savaşı yıllarında da önemli bir yeri vardır. Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu’ya Asker ve cephane göndermek için gizli üs ve hastane olarak kullanılan tekke bir çok önemli şahsiyete de ev sahipliği yapmıştır.

Gezi, Selman Küçüksucu’nun İstanbul Araştırma ve Eğitim Vakfı(İSAR) hakkında verdiği bilgilerden sonra sona erdi.

Onur Buluşmaları – Doç. Dr. Burhan Köroğlu


Felsefe Bölümü Öğretim Üyemiz Doç. Dr. Burhan Köroğlu, Onur Programı’nın düzenlediği Onur Buluşmaları kapsamında, 9 Nisan Salı günü “CV’de Olmayan Hayatım” başlıklı bir konuşma yaptı.

Felsefe alanında önemli eserleri bulunan Doç. Dr. Burhan Köroğlu, 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümünü bitirdi. Lisans eğitiminden sonra Ürdün’e giderek 1993 yılında Ürdün Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde Yüksek Lisans yaptı. Aynı fakültede doktora eğitimine devam eden Köroğlu 2001 yılında doktora eğitimini tamamladı. 2008 yılına kadar İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 2008 yılından sonra Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi’nin başkanlığını yapan Köroğlu ayrıca yurtiçindeki ve yurtdışındaki çeşitli üniversitelerde de öğretim üyesi olarak görev yaptı. Halihazırda İbn Haldun Üniversitesinde Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Doç. Dr. Burhan Köroğlu İslam felsefesi başlığı altında, Endülüs düşüncesi, Yeni Platonculuk, İslam siyaset düşüncesi ve kelam ilmi alanlarında çalışmakta olup Köroğlu’nun Türkçe, İngilizce ve Arapça tercüme ve telif eser ve makaleleri mevcuttur.

Ürdün Kralının Türkçe Bildiğini Nasıl Farkettim

Lisans eğitiminden sonra kazandığı Arapça Dil Kursu bursu ile Ürdün’e gittiğini söyleyen Burhan Köroğlu, Ürdün Üniversitesini beğenmesi üzerine yüksek lisansını da burada yapmaya karar verdiğini belirtti. Üniversite yüksek lisans eğitim bursu başvurusunun sonuçlanmasının zaman alması sebebiyle çeşitli zorluklar yaşadığını aktaran Köroğlu, günümüzdeki eğitim koşullarının ve öğrencilerin durumunun eskiye nazaran daha iyi olduğunu da belirtti. Üniversitede yüksek lisans eğitimine başlamasından bir süre sonra, Üniversiteyi Ürdün Kralının ziyaret ettiğini belirtti. Kraliçenin kendisine nereli olduğunu sorduğunu ve Ürdün Kralının Köroğlu’nun Türk olduğunu öğrenmesi üzerine kendisiyle Türkçe konuştuğunu aktaran Burhan Köroğlu böylece Kralın Türkçe bildiğini de öğrenmiş olduğunu belirtti.

Sultan Abdülhamit Beni Kurtarmış Oldu

Bir yolculuğunda Ürdün’den Türkiye’ye kara yolu üzerinden geldiğini belirten Köroğlu, yanında bulunan Arapça kitaplar nedeniyle Irak gümrük noktasında bekletildiğini söyledi. O yıllarda Irak ve Suriye istihbaratının çok sıkı denetimler yaptığını belirten Köroğlu, gümrük şefinin o esnada gümrük noktasında bulunmaması sebebiyle bir gün süreyle bekletildiğini belirti. Gümrük şefinin geldikten sonra kendisine Sultan Abdülhamit’i sevip sevmediğini sorması üzerine karşısındaki kişinin düşüncesinin ne olduğunu bilmemesine rağmen doğruyu söylemenin daha iyi olacağını düşündüğünü belirten Köroğlu,  bu nedenle Sultan Abdülhamit’i sevdiğini söylediğini belirtti. Bu cevabından sonra gümrük şefinin de Abdülhamit’i sevdiğini söylediğini ve geçmesine izin verdiğini söyleyen Köroğlu, böylece Sultan Abdülhamit beni kurtarmış oldu dedi.

Bunlarla beraber, öğrencilik yıllarında yaşadığı bir çok olaya değinen Doç. Dr. Köroğlu öğrencilerimize kendi yaşadığı tecrübeler ışığında nasihatlerde bulundu.

Onur Programı Koordinatörü Abdullah Enes Tüzgen’in, Doç. Dr. Burhan Köroğlu’na hediye takdim etmesiyle program son buldu.

 

Süleymaniye Konuşmaları 6 – İslam Dünyası’nda 13. Yüzyıl Sonrası İlmi Üretkenlik Durdu mu?


Süleymaniye Konuşmaları devam ediyor…

6 Nisan 2019 tarihinde “Süleymaniye Konuşmaları” serisinin altıncısı gerçekleştirildi. Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar’ı ağırladığımız konferansta “İslam Dünyası’nda 13. Yüzyıl sonrası İlmi üretkenlik durdu mu?” sorusuna istatiksel veriler ışığında cevap arandı. Prof. Dr. Özvar, bu soruya cevap ararken yaşadığı zorluklardan en önemlisinin rakamsal olarak bu alanda veri eksikliği olduğu ve bu boşluğu doldurmanın ne denli güç olduğunu vurguladı.

Türkiye’deki ve çeşitli ülkelerdeki yazma eserler kataloglarını taramak suretiyle ulaşılan eserler, yüzyıllara ve konulara göre olmak üzere çeşitli tasniflere tabii tutulmuşlardır. Elde edilen veriler keyfiyyet ve kemmiyet açısından değerlendirilerek eserlerin ait olduğu yüzyıl hakkında çıkarımlar yapılmıştır. Yaklaşık 68.000 kitabın örneklem olarak incelendiği bu projede görülüyor ki İslam Dünyasında 15. yy’dan 18. yy’a kadar ilmi üretkenlik artarak devam etmiştir.

Prof. Dr. Özvar, bir İktisat tarihçisi olarak öğrencilerimize derin ilmi tecrübesinden örnekler vererek ilmi üretkenliğin önemine ve herhangi bir konuda çalışma yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair nasihatlerde bulundu. Aynı zamanda hocamız bu konferansta sosyal bilimlerin sayısal verilerden nasıl faydalandığını örneklerle göstermiş oldu. Konferans’ın sonunda öğrencilerimizden gelen soruları yanıtlayan Prof. Dr. Özvar, “Osmanlı bu ilmi üretkenliğe rağmen neden geriledi?” sorusuna “Geriledi mi acaba?” şeklinde cevap vererek zihinlerde soru işaretleri bırakarak ilerleyen zamanlarda ikincisinin yapılması planlanan konferansın başlığını da belirlemiş oldu.

Süleymaniye Konuşmaları 5 – Kendini Tanımak, Kendini Bulmak, Kendini Bilmek


Süleymaniye Programı, önde gelen ilim adamları ile öğrencilerini buluşturarak onların ilmî gelişimlerine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Bu vesile ile Süleymaniye Buluşmalarının beşincisi Prof. Dr. Kemal Sayar’ın “Kendini Tanımak, Kendini Bulmak, Kendini Bilmek” başlıklı konuşması ile 23 Mart 2019 tarihinde Süleymaniye Külliyesinde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Kemal Sayar konuşmasına kendini tanıma konusunun bütün medeniyetlerde yer aldığını ifade ederek ve örnekler vererek başladı. Ardından İslam Medeniyetinin kendini tanıma konusuna yaklaşımını açıklayan Kemal Sayar, tasavvuf geleneğinde de olduğu gibi insanın kendi eksik tarafları ile tanışarak olgunlaşabileceğini belirtti. Diğer yandan modern psikolojide sorunlardan kurtularak ilerlemenin temel alındığı ancak bunun kısa süreli mutluluğa ulaştırdığını sonrasında ise büyük sorunlara yol açtığını söyledi. Bu açıdan modern psikolojik yaklaşımın insanın bir takım varoluşsal problemlerine çözüm üretemediğini de sözlerine ekledi.

Konuşmasının devamında insanın kendini tanıması için kendine ve hayata dair sorular sormasının gerekli olduğunu ifade etti. Varlığın amacı ve anlamına dair düşünürler tarafından sorulan sorulardan örnekler vererek, bu tür sorular sormanın önemini vurguladı. Günümüze kadar bu sorulara farklı cevaplar verildiğini aktardıktan sonra, anlam arayışında Allah’ın rızasını düşünmenin insanları asıl mutluluğa ulaştıracağını da söyledi. Diğer yandan bu arayışın uzun bir sürece yayıldığını ve kişinin bulduğu cevapları her zaman geliştirebileceğine dikkat çekti.

Konferansını nihayete erdirmeden önce öğrencilerimize nasihatlerde bulunan Prof. Dr. Sayar, kendilerine samimî dostlar edinmelerini, karşılaştıkları zorluklarla mücadele etmelerini ve ilim için çaba harcamalarını tavsiye etti. Konferansın sonunda öğrencilerimizden gelen soruları cevaplayan Prof. Dr. Kemal Sayar’a hediye takdiminin ardından program sona erdi.

Gezilim “Fetih ve Fatih – Konstantinopolis’ten Dersaadet’e” Konseptiyle Gerçekleşti


Gezi ve ilmi bir arada öğrencilere sunmak amacıyla başlatılan Gezilim etkinliğinde bu ay “Fetih ve Fatih” konusu işlendi. 16/17 Mart tarihlerinde, iki grup halinde gerçekleştirilen gezide Haktan Tursun rehberliğinde Rumeli Hisarı, Ayasofya Camii, İstanbul Surları ve Fatih Külliyesi ziyaret edildi. 

Rumeli Hisarıyla başlanan gezide, Rumeli Hisarıyla ilgili önemli bilgiler verildi. İstanbul’un fethinde önemli yere sahip olan ve simge haline gelmiş bir kaç yerden biri olan Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce kuzeyden gelebilecek saldırıları engellemek amacıyla 1452 yılında yapılmıştır. 4 buçuk ay gibi kısa bir sürede tamamlanan yapının çalışmalarına bizzat Fatih Sultan Mehmet katılmıştır. İstanbul’un fethinde önemli bir yere sahip olan Hisar, şimdilerde kültürel faaliyetlerin yapıldığı bir alan haline gelmiştir. 

Rumeli Hisarından sonra Ayasofya Camii ziyaret edildi. İstanbul’un fethinin en önemli simgelerinden olan Ayasofya 537 yılında inşa edilmiştir. İstanbul’un fethine kadar 916 yıl boyunca dünyanın en büyük kilisesi olan Ayasofya, İstanbul’un fetih simgesi olarak camiye dönüştürülmüş ve tam 478 yıl şehrin en önemli camisi olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra ise müzeye çevrilen Ayasofya önemini hala korumaktadır.

Gezinin üçüncü durağı ise İstanbul Surları oldu. İstanbul’un uzun ömürlü olmasını sağlayan en önemli unsur sahip olduğu bu surlar olmuştur. Surların ihtişamı ve en önemlisi direnci İstanbul’u ortaçağ döneminde en önemli şehirlerden biri haline getirmiştir. Bir çok şehir istilalar sebebiyle önemini yitirirken, surlar sayesindeki savunma İstanbul’un zamana meydan okumasını sağlamıştır. İstanbul’un geçmişinin en önemli unsurlarından olan surlar, yıllar boyunca yenilenmiş, tadilat görmüş ve farklı eklemelerle genişletilmiştir. 2700 yıl önce Yunanlı kolonistler tarafından inşa edilmeye başlanan surların anıtsal ve sosyal değeri hemen hemen her devirde bir çok edebi eserde ön plana çıkmıştır. İlk yapıldığı zamanda kentin sınırını çizen surlar zamanla genişlemiştir. UNESCO tarafından “Dünya Mimari Mirası” listesine alınan surlar ilk inşa edildiği yıllarda, evleri, insanları, bostanları, sarnıçları, seyyahları ve hayvanlarıyla var olmuştu ve bugün de varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Gezinin son durağı ise Fatih Külliyesi oldu. Fatih külliyesi ziyaret edilmeden önce ise Fatih Sultan Mehmet’in türbesi, Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ve Osmanlı Alimi Ali Emiri Efendinin kabirleri ziyaret edildi. Fetihten hemen sonra Ortodoks patrikliğine tahsis edilmiş ve çok harap halde bulunan On İki Havari kilisesinde barınamayan patriğin 1455 yılında başka bir yere taşınmak istemesi üzerine, Fâtih Sultan Mehmet ona diğer bir kiliseyi bağışlayarak buranın yerini kendi adına yaptıracağı külliyeye tahsis etmiştir. Fethin önemli simgelerinden biri olan Fatih Külliyesi bina edildiği yeri bakımından öneme sahiptir. Bizans tarafından büyük önem verilen On İki Havari kilisesinin üzerine inşa edilmesinden dolayı fethin ayrı bir simgesi olmuştur.

Gezi, Fatih Külliyesi ve çevresinin ziyareti sonrası sonlandı.

 

Üç Aylar ve Kandiller Üzerine Konuşuldu


Geçtiğimiz aylarda Rebiü’l Evvel ve Muharrem ayının önemine binaen Onur Programı tarafından düzenlenen Hicri ayları ihya serisinde bu ay, içinde bulunduğumuz Üç Aylar olarak da isimlendirilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarını ihya için 13 Mart 2019 tarihinde “Üç Aylar ve Kandiller” başlıklı bir program gerçekleştirildi. Bu program Onur Programının yaklaşık 2 ayda bir düzenlediği programların üçüncüsü idi.

Program Dr. Öğr. Üyesi Hakkı Öcal’ın sunumuyla başladı. Söyleşi ve musiki icrasından oluşan programda İHÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz kandiller ve üç aylarla ilgili zihinlerde oluşan: Üç ayların önemi, bu aylardaki önemli geceleri kutlamanın doğruluğu, Osmanlı’da üç aylar, şiir ve bestelerin bu geceler için önemi gibi soruları yanıtladı. Ayrıca kandiller ve üç aylar ile ilgili hasbihal etti. Programda on kişilik bir musiki heyeti Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Öncel önderliğinde, programın başlarında üç aylardan önceki tövbe aylarına atıfla tövbe ilahilerini seslendirdiler. Devamında ise Türk-İslam geleneğinde üç aylar için bestelenmiş çeşitli makamlardaki ilahileri dinleyicilerle buluşturdular.

Üç Aylar ve Kandiller programı halkın katılımına açık olarak İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir kampüsünde gerçekleştirildi. Programa üniversitemizin öğrencileri ve personeli tarafından yoğun ilgi vardı. Katılımcıların programın akışındaki ilahileri takip edip koroya eşlik edebilmeleri için katılımcılara güftelerden oluşan bir broşür takdim edildi. Program bitişinde ise katılımcılar gül lokumu ikramı ile uğurlandı.

Süleymaniye Konuşmaları 4 – İslami İlimlerin 14 Asırlık Serüveni


Süleymaniye Onur Programı Öğrencileri Prof. Dr. Mürteza Bedir Hoca İle Buluştu

Süleymaniye Onur Programı öğrencileri 9 Mart 2019 tarihinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mürteza Bedir ile “İslami İlimlerin 14 asırlık serüveni” başlıklı konferansta bir araya geldiler.

Mürteza Bedir hoca konuşmasına, İslami ilimlerin 14 asırlık serüvenini konuşmanın aslında bir Müslüman entelektüel kimliğini konuşmak anlamına geldiğini yani bir Müslümanın dünyayı nasıl algıladığını, dünyaya nasıl baktığını ve anladığını bize gösterdiğini söyleyerek başladı.

İslami İlim Nedir?

İbn Haldun’un Mukaddimesinde geçtiği üzere ilimleri naklî ve aklî olmak üzere ikiye ayırmıştır. Vazî/Naklî ilimler toplumun geleneklerinden gelen ve o topluma özgü ilimler olup Her toplum kendine ait varlık, bilgi ve değer anlayışına göre oluşmaktadır. Naklî ilimlerin genellikle kaynağı toplumların müntesip olduğu dinleridir. Aklî ilimler ise toplumların kendilerine özgü karakterinden değil, insan olma özelliklerinden kaynaklı oluşan ilimlerdir.

Bu açıdan baktığımızda İbn Haldun’da İslami ilimler dediğimiz şey naklî/vazî ilimlere karşılık gelmektedir.

İlimlerin Oluşum Süreci

İlim kavramı tarih boyunca farklı manalara karşılık gelmiştir. Hz. Peygamber’in vefatından kısa bir zaman sonra ilim denilince akla Kur’an ve Hadis ilimleri gelmektedir. Bu ilimlerle uğraşan kimseler “ne” sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktadır. İlerleyen zaman içerisinde ilim kavramının manası değişip yorumlama aşamasına geçilmektedir. Bu süreç “niçin/nasıl” sorusunun cevabının aranmaya başladığı sürece geçiş anlamına gelmektedir. Bu arama sonucunda Fıkıh kavramı ortaya çıkıyor.

Fıkıh kavramı üzerinde çeşitli faaliyetler yapıldıktan sonra Fıkıh 3 kısma ayrılarak gelişiyor. Bunlar: Fıkh-ı Ekber(akaid), Fıkh-ı Zahir(amel), Fıkh-ı Batın(ahlak). Bu ilimler uzmanları tarafından yorumlanarak geliştiriliyor ve ilerleyen zaman içerisinde Kelam, Fıkıh ve Tasavvuf ilimlerini oluşturuyorlar. Ayrıca Bu 5 ilmi -Kuran İlimleri, Hadis ilimleri, Fıkıh, Kelam ve Tasavvuf- bilen kimseyi biz âlim olarak nitelendiriyoruz. Bu alimler yapmış oldukları yorumlarda ihtilafa düşüyorlar ve bu ihtilafa düştükleri konularda organik bağı olan ve tutarlı bir metotla ortaya koyulan görüşler kabul görüp mezhep mefhumunu oluşturuyor. İtikadî olarak; Maturidi, Eşari, Selefi, Mutezile gibi mezhepler oluşurken, amel de; Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri oluşmaktadır. Tasavvuf da ise bir çok tarikat ortaya çıkmıştır. Bunlardan kimi günümüze kadar gelmiş kimi ise tarih içerisinde yok olup gitmiştir. Bunlar içerisinden zikredilen iki şarta uyarak oluşan mezhepler Ehl-i Sünnet ve’l cemaat adını almıştır.

Ancak 19. yy.’da çeşitli sebeplerden dolayı bir arayış hareketleri başlıyor ve sahip olduğumuz organik bağ çeşitli sebeplerden dolayı kopmaya başlıyor. 1924’de ise ilmî nesebimiz tam olarak ortadan kaldırılıyor.

 

Süleymaniye Konuşmaları 3 – “Bir Varmış Bir Yokmuş” Kitap Söyleşisi


Süleymaniye Onur Programı Bursa’da!

Süleymaniye Onur Programı öğrencileri 10.02.2019 tarihinde günü birlik bir Bursa ziyareti gerçekleştirdi. Osmanlı şehri olan Bursa’da Tophane, Ulu Camii, Kozahan, Yeşil Türbe ve Yeşil Camii ve Dünyanın en eski çarşılı köprüsü olan Tarihi Irgandı Köprüsü ziyaret edilerek şehrin tarihi ve kültürel havası teneffüs edildi. Kısa bir şehir turundan sonra gezinin asıl amacı olan Hayrettin Karaman ile söyleşiyi yapmak üzere Bursa Kültür Merkezi (BKM)’ne doğru yola çıkıldı.

Hayreddin Karaman, İslami İlimler alanında bilhassa İslam Hukukuna dair konularda pek çok yayın yapmış, tebliğler sunmuş olup zamanımızın büyük ilim adamlarından biridir. Aynı zamanda Marmara Üniversitesinde ve çeşitli vakıflarda dersler vererek bugün tanınmış birçok akademisyenin de yetişmesine vesile olmuştur.

Alanın otorite isimlerinden biri olan Hayreddin Karaman hocamız öğrencilere ilim ile meşgul olmanın öneminden bahsederek nasihatlerde bulundu. Gezi öncesi hocanın “Bir Varmış Bir Yokmuş – Hayatım ve Hatıralar” adlı hatıratını okuyan öğrenciler bir yandan ikramlar eşliğinde hocanın sohbetinden istifade ederken diğer yandan kendisine doğrudan sorularını yöneltme imkanına sahip oldular. Hem madden hem manen zenginleşme ve yenilenme niyetiyle yapılan gezi, öğrencilerin kitaplarını imzalatmaları ve BKM Kitapçısını gezmeleriyle son buldu.